hayatı hakkında

Ağrı’da Dağcılık Ve Kayak Sporları

25 Mayıs 2009 – 21:16

ağrı dağında dağcılık

Ağrı’da Dağcılık ve Kayak Sporları

bir çok uygarlığın izlerini bünyesinde barındıran ağrı, tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra bozulmamış doğal kokusu, yüksek dağları, yayları ile ülkemiz turizmi içerisinde kendine iyi bir yer edinmiştir. dünyanın ikinci büyük dağı ağrı dağı, nuh’un gemisi, selçuklu ve osmanlı mimarisinin doğudaki abidesi, ishakpaşa sarayı, dünyanın alaska’dan sonra en büyük meteor çukuru, ile yüksek turizm potansiyeline sahip ilimizde 950 turistik belgeli olmak üzere 3000 yatak kapasitesi ile dünya turizmine ev sahipliği yapabilecek yapıya sahiptir.

Read the rest of this entry »

Ağıt

07 Nisan 2009 – 16:18

ağıt

Ölünün arkasından, ölünün iyiliklerini, ölümünden duyulan acıları manzum olarak, belli bir makamla söylemek. Daha ziyade meşhur kimselerin ölümünden sonra veya toplu felaketlerden sonra daha çok kadınlar tarafından söylenir. Erkekler daha ziyade ağlayarak değil de, yazarak söylerler.

Read the rest of this entry »

Afyon Ovası

27 Mart 2009 – 17:52

afyon ovası
1-Afyon Ovası
Tamamı kapalı bir havza durumundadır. Akarçay’ın kuzeybatı-güneydoğu yönünde katettiği geniş düzlükler halindedir. Kuzeyinde Eynihan dağları (Beydağı 1750 m. Şamdağ 1500 m. Emirdağları 2066 m.) ve batıda Kalecik tepelerinin yer aldığı Kumalar dağları vardır. Akarçayın sağında ve solunda uzanan ova Eber ve Akşehir Göllerine çok az bir eğimle alçalmaktadır.
Read the rest of this entry »

AFŞARLAR – Avşarlar

25 Mart 2009 – 13:48

avşarlar

On birinci yüzyıldan itibaren mühim roller oynamak suretiyle adlarını zamanımıza kadar yaşatmış Oğuz boyu. Bozokların Yıldızhanoğulları kolundandırlar.

Büyük Selçuklu Devletinin kuruluşundan önce diğer Oğuz boyları ile beraber, Kıpçak çölünde yaşarlardı. 1135-1136 yıllarında reisleri Arslanoğlu Yakub Bey kumandasında gelerek Huzistan’a yerleştiler. Yakub’dan sonra Afşarların başına Aydoğdu bin Küşdoğan geçti. Şumla lakabıyla anılan bu bey, Büyük Selçuklu Devleti’nin zayıflamasından faydalanarak, Huzistan’da Selçuklu hakimiyetine son verdi ise de, 1159’da Irak Selçuklu sultanı Melikşah gelerek tekrar Huzistan’a hakim oldu. Bu devrede Şumla da Melikşah’ın hizmetine girdi. 1194 yılında Abbasi halifesi En-Nasır li-Dinillah, veziri İbn-ül-Kassab kumandasında Huzistan bölgesine bir ordu gönderdi. İbn-ül-Kassab, Huzistan’ın başşehri Tuster’i ve birçok kaleleri zaptettikten sonra, Şumla’nın Ailesini ve çocuklarını toplayıp Bağdad’a götürdü. Böylece Huzistan’daki, Avşar Şumla ve oğullarının hakimiyeti sona erip, ülke, halifenin topraklarına katıldı.

Read the rest of this entry »

AFRİKA

25 Mart 2009 – 13:45

afrika

Dünyanın üçüncü büyük kıtası. Bütün karaların beşte biri büyüklüğündedir. Kuzeyde Akdeniz, batıda Atlas Okyanusu, güneyde ve doğuda Hint Okyanusu, kuzeydoğuda Kızıldeniz’le çevrilidir. Avrupa’dan Cebelitarık boğazı ile ayrılır. Kıyıları fazla girintili çıkıntılı olmayıp, toplam uzunluğu 30.500 km, yüzölçümü 30.319.000 km2dir. Kuzey-güney doğrultusunda 8000 km uzunluğunda, doğu-batı doğrultusunda 7400 km genişliğindedir.

Read the rest of this entry »

Aforoz Nedir

24 Mart 2009 – 18:57

pope

Hıristiyanlık ve Yahudilikte dine karşı suç işleyen kimselere yetkili dini şahsiyetler veya meclisler tarafından verilen, dinden ve topluluklarından atma cezası.

Topluluktan çıkarma cezasına bütün eski dünya kavimlerinde rastlanmaktadır. Yahudiliğin ilk dönemlerinde ahdi bozan ve ahd kanunlarını çiğneyenler, Allah’ın lanetiyle cezalandırılmışlardı. Topluluktan ve sosyal bütün haklardan mahrum etme cezası olan “aforoz” ise, Ezra zamanında bağımsız bir müessese haline gelmiştir. İlk defa hahamlar tarafından uygulanan sinagogdan uzaklaştırma muamelesiyle bu ceza kesin şeklini almıştır. Söz konusu ceza, Talmudcular Amoraim zamanında (M.Ö. 200-500) üç şekilde ortaya çıkmıştır. Bunlar; fazla önemli olmayan yasakların çiğnenmesi sebebiyle verilen kınama cezası demek olan “Nezifa”, cemaatle münasebeti yasaklayan, yas tutmaya mecbur eden “Niddui (küçük aforoz)” ve kişinin suç işlemekte ısrar etmesi durumunda uygulanan ve toplumdan atılmayı gerektiren “Herem (büyük aforoz)” denilen cezadır. Miladdan sonra 70 yılından itibaren süresiz olarak cemaatten çıkarılma cezasının uygulandığı bilinmektedir. Ünlü filozof Spinoza, Yahudi kutsal kitaplarının orijinalliği hususunda şüphelerini dile getiren eserler yazdığı için aforoz edilmişti.

Read the rest of this entry »

AFİŞ Nedir

24 Mart 2009 – 13:56

afiş

Bill board, poster, placard, bill. Herhangi bir haberi; herkese duyurmak, Reklam ve propaganda yapmak için duvar veya bu iş için hazırlanmış yerlere yapıştırılan el yazması veya basılı kağıt. Kelime Fransızca affiche’den dilimize geçmiştir. Baskı ve resim sanatlarının bulunmadığı, yahut henüz yayılmadığı, hele halkın çoğunun okuma-yazma bilmediği devirlerde ve yerlerde tellallarla yapılan ilanların yerini, son zamanlarda afiş almıştır.

Read the rest of this entry »

Adenin nedir

15 Mart 2009 – 19:13

dnamolekul3

Canlı hücrelerin temel bileşenidir. Nükleik Asit ve benzeri biyolojik önemi olan bir çok Maddede bağlanmış olarak bulunur.

Molekül formülü C5H5N5 tir. 1897′de Alman kimyacı Emil Fischer tarafından sentez yoluyla üretildi. Biyokimyasal rolleri çok önemli olan adenozinin ve deoksiadenozinin oluşumunda görev alır. Adenin bileşikleri arasında öldürücü Kansızlığa karşı etkili olan B12 vitamini , adenozin trifosfat ve başka koenzimler vardır.

Read the rest of this entry »

Adasoğanı nedir

15 Mart 2009 – 13:09

adasogani

Adasoğanı

Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan birtakım Maddeler elde edilen çok yıllık bir Bitki (Urginea maritima).

Türkiye’de yetiştiği yerler: Fethiye, Gediz, Samsun, Çarşamba, Adana ve Tarsus çevreleri.
Read the rest of this entry »

Adaptör Nedir

14 Mart 2009 – 17:19

adaptor
Alternatif akımı küçük değerde doğru akıma çeviren Elektronik aletlere Adaptör denir.

1 . Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı.
2 . Aygıtın kullanabileceği düzeye göre Elektrik akımını ayarlayan Alet, uyarlayıcı.

Elektronik cihazlar (radyo, teyp, hesap makinası) genellikle düşük değerdeki (3-12 volt arası) doğru akımla çalışır. Kullanma esnasında bu cihazlar pille çalıştırılacak şekilde yapılmışlardır. Fakat daha ekonomik olması bakımından bazı hallerde şehir ceryanı ile de çalıştırmak istenir.

Bu durumda adaptör şu işi yapar. Önce transformatör 110 veya 220 V’luk şehir ceryanını, cihazın istediği voltaja düşürür. Bu voltaj alternatif bir voltajdır. Daha sonra Diyotlar bu voltajı doğru akıma çevirirler. Ama hiç bir zaman Adaptörden elde edilen doğru akım, pildeki kadar düzgün olmaz. Bu yüzden bazı radyolarda şehir ceryanı ile çalışma esnasında istenmiyen gürültüler meydana gelir. Transformatör istenen voltajda seçilerek değişik çıkış voltajlı adaptör yapılabilir.