hayatı hakkında

Otopsi

25 Eylül 2009 – 21:46

otopsi[1]
Otopsi nedir, niçin yapılır?

Otopsi, ceset üzerinde yapılan tanısal amaçlı bir tıbbi incelemedir. (Eski grekçe: “auto”/kendi + “psi”/görme; kendi gözleriyle görme). Amaç, ölüm nedeninin saptanması veya hangi organların ölüme yol açan hastalıklardan ne biçimde ve ne kadar etkilendiklerinin saptanması olabilir. Otopsinin bir hasta muayenesinden veya ameliyattan tek farkı “ceset” üzerinde yapılmasıdır. Nekropsi ve thanatopsi terimleri eş anlamlı olarak kullanılırlar.

Read the rest of this entry »

ALAŞIM

22 Haziran 2009 – 08:20

alaşım

ALAŞIM
Birden çok madenin eritilerek birbirine karıştırıldıktan sonra soğutulmasıyla elde edilen yeni bir maddedir. Bu yoldan, maddeyi meydana getiren madenlerin özelliklerinden başka özellikleri d”e olan, pek çok alaşım yapılabilir.
Read the rest of this entry »

Ağrı’da Dağcılık Ve Kayak Sporları

25 Mayıs 2009 – 21:16

ağrı dağında dağcılık

Ağrı’da Dağcılık ve Kayak Sporları

bir çok uygarlığın izlerini bünyesinde barındıran ağrı, tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra bozulmamış doğal kokusu, yüksek dağları, yayları ile ülkemiz turizmi içerisinde kendine iyi bir yer edinmiştir. dünyanın ikinci büyük dağı ağrı dağı, nuh’un gemisi, selçuklu ve osmanlı mimarisinin doğudaki abidesi, ishakpaşa sarayı, dünyanın alaska’dan sonra en büyük meteor çukuru, ile yüksek turizm potansiyeline sahip ilimizde 950 turistik belgeli olmak üzere 3000 yatak kapasitesi ile dünya turizmine ev sahipliği yapabilecek yapıya sahiptir.

Read the rest of this entry »

Ağıt

07 Nisan 2009 – 16:18

ağıt

Ölünün arkasından, ölünün iyiliklerini, ölümünden duyulan acıları manzum olarak, belli bir makamla söylemek. Daha ziyade meşhur kimselerin ölümünden sonra veya toplu felaketlerden sonra daha çok kadınlar tarafından söylenir. Erkekler daha ziyade ağlayarak değil de, yazarak söylerler.

Read the rest of this entry »

Ağaç Nedir?

28 Mart 2009 – 23:10

agac-resimleri21jpg

Meyve verebilen, gövdesi odun veya Kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Boyu en az 5 metre , çapı da 10 cm’den aşağı olmayan, dal sürgün ve yapraklarının oluşturduğu tepe tacını tek bir gövde üzerinde taşıyan, her yıl çap artımı yaparak kalınlaşan , sürgün vererek boylanan, hücrelerinin büyük bölümü odunlaşmış olan, uzun ömürlü Bitkilere Ağaç denir.

Read the rest of this entry »

AĞA Nedir

27 Mart 2009 – 17:55

dvdspotek05

Türk devletinde Askeri ve sivil kuruluşlarda kullanılan bir unvan. Moğolca büyük erkek kardeş manasındaki “aka” kelimesinden Türkçeleşmiştir. Bu manasından başka bazı lehçelerde baba, dede, amca, dayı, abla gibi yaşça büyük akrabalar için kullanılmaktadır. Ağa kelimesi unvan olarak kaanlar devrinden itibaren kullanılmıştır. Moğol prenslerine de aka unvanı verilmekle beraber, bu ünvan daha çok tanınan bir soydan olmayan fakat hizmetleri sayesinde önemli mevkilere yükselen devlet adamlarına verilmiştir. Timurlular devrinde ise, bu unvanın sadece kadınlara verildiği kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Read the rest of this entry »

Afyon Ovası

27 Mart 2009 – 17:52

afyon ovası
1-Afyon Ovası
Tamamı kapalı bir havza durumundadır. Akarçay’ın kuzeybatı-güneydoğu yönünde katettiği geniş düzlükler halindedir. Kuzeyinde Eynihan dağları (Beydağı 1750 m. Şamdağ 1500 m. Emirdağları 2066 m.) ve batıda Kalecik tepelerinin yer aldığı Kumalar dağları vardır. Akarçayın sağında ve solunda uzanan ova Eber ve Akşehir Göllerine çok az bir eğimle alçalmaktadır.
Read the rest of this entry »

AFŞARLAR – Avşarlar

25 Mart 2009 – 13:48

avşarlar

On birinci yüzyıldan itibaren mühim roller oynamak suretiyle adlarını zamanımıza kadar yaşatmış Oğuz boyu. Bozokların Yıldızhanoğulları kolundandırlar.

Büyük Selçuklu Devletinin kuruluşundan önce diğer Oğuz boyları ile beraber, Kıpçak çölünde yaşarlardı. 1135-1136 yıllarında reisleri Arslanoğlu Yakub Bey kumandasında gelerek Huzistan’a yerleştiler. Yakub’dan sonra Afşarların başına Aydoğdu bin Küşdoğan geçti. Şumla lakabıyla anılan bu bey, Büyük Selçuklu Devleti’nin zayıflamasından faydalanarak, Huzistan’da Selçuklu hakimiyetine son verdi ise de, 1159’da Irak Selçuklu sultanı Melikşah gelerek tekrar Huzistan’a hakim oldu. Bu devrede Şumla da Melikşah’ın hizmetine girdi. 1194 yılında Abbasi halifesi En-Nasır li-Dinillah, veziri İbn-ül-Kassab kumandasında Huzistan bölgesine bir ordu gönderdi. İbn-ül-Kassab, Huzistan’ın başşehri Tuster’i ve birçok kaleleri zaptettikten sonra, Şumla’nın Ailesini ve çocuklarını toplayıp Bağdad’a götürdü. Böylece Huzistan’daki, Avşar Şumla ve oğullarının hakimiyeti sona erip, ülke, halifenin topraklarına katıldı.

Read the rest of this entry »

AFRİKA

25 Mart 2009 – 13:45

afrika

Dünyanın üçüncü büyük kıtası. Bütün karaların beşte biri büyüklüğündedir. Kuzeyde Akdeniz, batıda Atlas Okyanusu, güneyde ve doğuda Hint Okyanusu, kuzeydoğuda Kızıldeniz’le çevrilidir. Avrupa’dan Cebelitarık boğazı ile ayrılır. Kıyıları fazla girintili çıkıntılı olmayıp, toplam uzunluğu 30.500 km, yüzölçümü 30.319.000 km2dir. Kuzey-güney doğrultusunda 8000 km uzunluğunda, doğu-batı doğrultusunda 7400 km genişliğindedir.

Read the rest of this entry »

Aforoz Nedir

24 Mart 2009 – 18:57

pope

Hıristiyanlık ve Yahudilikte dine karşı suç işleyen kimselere yetkili dini şahsiyetler veya meclisler tarafından verilen, dinden ve topluluklarından atma cezası.

Topluluktan çıkarma cezasına bütün eski dünya kavimlerinde rastlanmaktadır. Yahudiliğin ilk dönemlerinde ahdi bozan ve ahd kanunlarını çiğneyenler, Allah’ın lanetiyle cezalandırılmışlardı. Topluluktan ve sosyal bütün haklardan mahrum etme cezası olan “aforoz” ise, Ezra zamanında bağımsız bir müessese haline gelmiştir. İlk defa hahamlar tarafından uygulanan sinagogdan uzaklaştırma muamelesiyle bu ceza kesin şeklini almıştır. Söz konusu ceza, Talmudcular Amoraim zamanında (M.Ö. 200-500) üç şekilde ortaya çıkmıştır. Bunlar; fazla önemli olmayan yasakların çiğnenmesi sebebiyle verilen kınama cezası demek olan “Nezifa”, cemaatle münasebeti yasaklayan, yas tutmaya mecbur eden “Niddui (küçük aforoz)” ve kişinin suç işlemekte ısrar etmesi durumunda uygulanan ve toplumdan atılmayı gerektiren “Herem (büyük aforoz)” denilen cezadır. Miladdan sonra 70 yılından itibaren süresiz olarak cemaatten çıkarılma cezasının uygulandığı bilinmektedir. Ünlü filozof Spinoza, Yahudi kutsal kitaplarının orijinalliği hususunda şüphelerini dile getiren eserler yazdığı için aforoz edilmişti.

Read the rest of this entry »